Bir kimsenin rüyada demirden imal edilmiş bir ev görmesi, zevcesiyle beraber uzun bir ömür süreceğine işarettir.

Bazı kere de rüyada görülen ev, rüya sahibinin dünyası olarak tâbir edilir.

Rüyada evini ve evinin odalarını genişlettiğini görmek, dünyada halinin genişlemesine, geçim ve nasibin çok olmasına delâlet eder. Yine ev rüyası, erkeğin beraberce yaşadığı zevcesine delâlet eder.

Bu sebeple evlenen kimseye “Eve girdi” denilir.

Bazı kere de, rüyayı görenin bedenine işarettir.

Rüyada bir evi sırtına yükleyip götürdüğünü görmek, bir kadının nafaka ve idaresini üzerine almaya delâlet eder.

Bunun tersi, evin kendisini yükleyip götürdüğünü görmek, nafaka ve idaresinin bir kadının üzerine olacağına işarettir.

Rüyada evinin altından olduğunu görmek, yangın ile tâbir olunur. Çünkü altın ateş rengindedir.

Rüyada hiç bilmediği bir evin üstüne çıktığını görmek, o evin kıymeti, talihleri ve şerefi nisbetince bir kadınla evlenmeye delâlet eder.

Rüyada evinde çamurla sıvanmış geniş bir odanın olduğunu görmek, o hanede sâliha kadınların çokluğuna işarettir.

Eğer oda kireçle sıvanmış, kiremitle yapılmış ise, tam tersi, kadının kötü sözlü ve münafık birisi olduğuna delâlet eder.

İbn-i Sirin (rh.a) demiştir ki: Rüyada bir evin tavanı, damı veya duvarının yıkıldığını yahut yandığını görmek, o evde bir musibetin meydana geleceğine delâlet eder.

Rüyada evinin büyüdüğünü görmek, nimete, küçüldüğünü görmek de nimet ve rızkın azaldığına alâmettir.

Rüyada bir evi nakışladığını ve süslediğini görmek, o evde zuhur edecek düşmanlık ve şiddete delâlet eder.

Rüyada kendi evini karanlık halde görmek, menfaat ve rahatı olmayan uzak bir yolculuk ile tâbir olunur.

Bunun tersi, evini aydınlık görmek, çıktığı seferde hayır ve bereketle karşılaşmaya delâlet eder.

Bir kişinin rüyada evler ve kalelerle ihata edilmiş bir şehirde bina yaptığını görmesi, o şehirde evlenmeye ve bir çocuğunun olacağına delâlet eder.

İnsanın rüyada uzaktan gördüğü ev, uzaktan uzağa nail olacağı dünyalığa işarettir.

Rüyada bilinmeyen bir eve girdiğini ve orada ölüler olduğunu görmek, âhirete delâlet eder. Çünkü ölüler hep âhiret yurdundadırlar.

Bilinmeyen bir eve girdiğini ve fakat çıkmaya imkân bulamadığını görmek, ölüm ile tâbir olunur.

Eğer o girilen ev toprak ve çamurdan sıvanmış ise, rüya sahibinin âhirette halinin güzel olmasına, eğer kireçle sıvanmış ise ahirette halinin kötü ve berbat olmasına delâlet eder.

Denilmiştir ki: Bir adamın evi, onun vücuduna, nefsine ve şahsına delâlet eder. Zira ev kendisiyle, kendisi de evle bilinir. Yine ev kişinin şerefi, şanı ve çoluk çocuğunun mekânıdır.

Bazı kere de ev, rüya sahibinin hayatını devam ettirdiği mala ve elbiseye delâlet eder.